30 Nisan 2013 Salı

GDO GERÇEĞİ


GDO'lu Ürünler

Ülkemizde şu ana kadar 3’ü soya 13’ü mısır olmak üzere toplam 16 GDO çeşidinin ithaline izin verildi. Bu GDO türleri hayvan yemi amacıyla kullanılmakta. GDO’lu yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen süt, peynir, yumurta, et gibi temel besinler ne yazık ki doğrudan soframıza gelmektedir.

Üstelik yediğimiz etin, içtiğimiz sütün, yumurtalarımızın etiketlerinde hayvanların GDO’lu yem ile beslenmiş olduğuna dair hiçbir uyarı yok. Halkımızın tercih hakkı da, güvenle beslenme hakkı da elinden alınmaktadır. Üstelik bu durum yasalara da aykırıdır. Çünkü yasa, tüketicilerin tercih hakkının ortadan kalktığı durumlarda GDO’ların ithalatına izin verilmeyeceğini söyler.

GDO’lardan üretilecek olan mısırözü yağı, kanola yağı, mısır şurubu, mısır nişastası, soya lesitini gibi mamüller neredeyse satın aldığımız tüm paketli ürünlerin içinde bulunabilmektedir. Tehlike çok büyük, bu tehlikeye dur diyecek zaman ise çok az! Eğer GDO’ların ithalatına bugünden dur demezsek yarın çok ama çok geç kalmış olacağız.

GDO'lar hangi amaçla üretilir?

Dünyada yoğun biçimde kullanılan GDO'ların %99'u sadece 2 özellik taşır:
  • 1) Böcek öldüren zehir içermek.
  • 2) Yabancı otları yok eden kimyasal ilaçlara dayanıklı olmak.

Böylece tarlalarda fütursuzca zirai ilaç kullanılabilmektedir. 
En çok hangi türlerin genetiği değiştirilir? 
Mısır, soya, kanola ve pamuk dünyada ticareti yapılan GDO'ların %99'unu oluşturur.

GDO'lar bütün dünyada kullanılmakta mıdır?
Hayır! Dünyada 192 ülkenin 167'sinde GDO'lu tarımsal üretim yapılmamaktadır.
GDO Zararları
  • GDO'lar öldürücü alerjilere neden olabilir.
  • GDO'lu yemler, hayvanlarda antibiyotik direncini artırır, antibiyotiklerin etkisini azaltır.
  • Çoğu GDO'nun içerdiği böcek öldüren toksinlere hamile kadınların kanında ve fetusunda raslandı.
  • İtalya'da yapılan bir bilimsel araştırmada marketlerden alınan her 4 sütten 1'inde GDO geni parçalarına rastlandı.
  • GDOların salgıladığı böcek zehirinin tamamının insan sindirim sisteminde parçalanmadığı ortaya çıktı.
  • GDO ekim tarlalarında kullanılan yabani ot ilaçları, memeliler için toksik etki ve insanlarda hormonal dengeyi bozma riski taşıyor.

GDO'nun Çevreye Zararları


  • GDO üretimi, süper dayanıklı böcek ve yabani bitki türleri yaratır. Bu türlerin varlığı ekosisteme ve tarımabüyük tehdit oluşturur.
  • GDO'lar tozlaşma yoluyla doğal türlere bulaşarak biyoçeşitliliğe zarar verir.
  • Zehir salgılayan GDO'lar, kelebekler gibi zararsız canlıların ölümüne neden olur.
  • Zehir salgılayan GDO'lar zehirlerini köklerinden toprağa geçirirler. Zaman içerisinde bu zehirlerin birikimiçevre için tehlike içerir.
  • Türkiye’nin hiçbir GDO’ya ve ürününe gereksinimi yoktur! GDO’lu ürünler açlığa çare değildir! Biyolojik çeşitlilik üzerine büyük bir tehdittir! GDO’lar tarım ilacı kullanımını artırarak hem toprağı hem de içme sularımızı zehirlemektedir! Ayrıca daha fazla kullanılan bu tarım ilaçları insan ve hayvan organizmalarına girmektedir! Çiftçileri dev biyoteknoloji şirketlerine bağımlı kılmaktadır!
GDO’lu tohumlardan en fazla üretilenleri mısırsoya fasulyesi ve pirinç. Bu ürünlerin üçü de “modern” gıda sanayiinde bol miktarda kullanılıyor. İçinde soya yağı soya lesitini (Emülgatör) olmayan gofret, çikolatalı krema, hazır çorba, patates cipsi yok gibi.Mısır'dan elde edilen şeker (nişasta bazlı şeker, NBŞ) de neredeyse bütün şekerli gıdaların içinde. (Glikoz şurubuda mısırdan yapılabiliyor) Gofretler, şekerlemeler, gazlı içecekler (cola, fanta, sprite), mısırdan elde edilen nişasta bazlı şeker ile yapılıyor. Yani, bugün bir kola içtiyseniz, transgenik GDO'lu mısır dan elde edilen şekeri yemiş olabilirsiniz. Çikolata yediyseniz transgenik GDO'lu soyanın yağını yemiş olabilirsiniz.
Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) üretiminde ana hammadde mısırdır. Türkiye mısır açığını kapatmak için her yıl 1-1.5 milyon ton mısır ithal etmek zorundadır. Bu ithalat ta genetik yapısı değiştirilmiş transgenik yani GDO'lu mısırüreten ülkelerden yapılmaktadır. MISIR NİSASTASI VE ŞEKER GERCEĞİ (GDO)
Bebek mamalarından krem peynire, gofretten ekmeğe, sakızdan margarine pek çok ürünün içeriğinde E 322 katkı maddesi, yani Soya lesitini bulunuyor. SOYA LESİTİN E322 GERCEĞİ (GDO)

2 yorum:

  1. Maalesef artık yediğimiz hiç bir şey doğal değil çok üzücü hastalıkların hepsi bu yüzden.:((

    YanıtlaSil
  2. Çok faydalı bir paylaşım olmus.Herşey hormonlu ve bu yüzden çok fazla kanser hastalığı yaygnlaşmış durumda..

    YanıtlaSil

Fikirleriniz benim için önemli sevgiler

ZAFUL